<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Türk Tarihi</title>
	<atom:link href="http://tarih123.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tarih123.wordpress.com</link>
	<description>Tarihimiz Hakkında Makaleleler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Mar 2011 07:31:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='tarih123.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Türk Tarihi</title>
		<link>http://tarih123.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://tarih123.wordpress.com/osd.xml" title="Türk Tarihi" />
	<atom:link rel='hub' href='http://tarih123.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Başkent&#8217;te elektrik kesintisi</title>
		<link>http://tarih123.wordpress.com/2011/03/04/baskentte-elektrik-kesintisi/</link>
		<comments>http://tarih123.wordpress.com/2011/03/04/baskentte-elektrik-kesintisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Mar 2011 07:31:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>osmanlitarihi1</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarih123.wordpress.com/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş&#8217;den yapılan açıklamaya göre, 5 Martta, Mamak&#8217;ta 10.00-15.00 saatleri arasında Yeşilbayır Mahallesi 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 60, 61, 62, 63 ve 64. sokaklara elektrik verilmeyecek.KeçiÖren&#8217;de 09.00-14.00 saatleri arasında 23 Nisan Mahallesi Kaderli Sokak ve civarında kesinti yapılacak. Etimesgut&#8217;ta ise 09.00-15.00 saatleri arasında Yeşilova Mahallesi, Ayaş Yolu Hosta Piknik, Ayaş [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=29&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş&#8217;den yapılan açıklamaya göre, 5 Martta, Mamak&#8217;ta 10.00-15.00 saatleri arasında Yeşilbayır Mahallesi 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 60, 61, 62, 63 ve 64. sokaklara elektrik verilmeyecek.KeçiÖren&#8217;de 09.00-14.00 saatleri arasında 23 Nisan Mahallesi Kaderli Sokak ve civarında kesinti yapılacak.</p>
<p>Etimesgut&#8217;ta ise 09.00-15.00 saatleri arasında Yeşilova Mahallesi, Ayaş Yolu Hosta Piknik, Ayaş Yolu Lukoil, Opet Benzin istasyonları, Boztaş Beton Santraline enerji verilmeyecek.</p>
<p>Bala&#8217;da 09.00-16.00 saatleri arasında Aşıkoğlu, Aydoğan, Ergin, Erginyayla, Küçük Davdanlı, Akkoyunlu (Büyük Davdanlı), Tol, Köseli Kerişli, Akarlar, Yaylaköy, Çavuşlu, Karahasanlı, Tohumlar, Evciler ve Kömürcü mahallelerine, Doğaneralçı, Aytaçalçı, Gipsalçı, Doğal Gübre Fabrikaları, belediye su depoları ve civarına elektrik verilmeyecek.</p>
<p>Elmadağ&#8217;da 09.00-16.00 saatleri arasında Süleymanlı Mahallesinde kesinti yapılacak. Kızılcahamam&#8217;da Çakmak Örencik Köyü, Çakmak Örencik Mevkii Turkcell, Vodafone ve Avea vericileri, Turnalı, AkçaÖren ve Kırkırca köylerine elektrik kesintisi gerçekleşecek.</p>
<p>Kazan&#8217;da 09.00-13.00 saatleri arasında Atatürk, Satıkadın ve Fatih mahallelerinin bir kısmında enerji kesintisi yapılacak. </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarih123.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarih123.wordpress.com/29/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarih123.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarih123.wordpress.com/29/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarih123.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarih123.wordpress.com/29/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarih123.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarih123.wordpress.com/29/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarih123.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarih123.wordpress.com/29/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarih123.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarih123.wordpress.com/29/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarih123.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarih123.wordpress.com/29/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=29&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarih123.wordpress.com/2011/03/04/baskentte-elektrik-kesintisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/04723e6e049dcda621ae19da8f134bee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">osmanlitarihi1</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>tışı, Enerji Satışı</title>
		<link>http://tarih123.wordpress.com/2010/10/06/tisi-enerji-satisi/</link>
		<comments>http://tarih123.wordpress.com/2010/10/06/tisi-enerji-satisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2010 09:05:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>osmanlitarihi1</dc:creator>
				<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarih123.wordpress.com/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, küçük esnafın elektrik tarifesinde indirim yapılması konusunda bir çalışmalarının bulunmadığını bildirdi. Yıldız, Almanya&#8217;nın Ankara Büyükelçisi Eckart Cuntz&#8217;u makamında kabul etti. Basına kapalı gerçekleşen toplantının ardından gazetecilere açıklama yapan Bakan Yıldız, Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff&#8217;un, 20-21 Ekim&#8217;de Türkiye&#8217;yi ziyaret edeceğini belirterek, bununla ilgili yapılacak programı görüştüklerini söyledi. Enerji sektöründe [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=25&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><a href="http://bizlerosmanliyiz.files.wordpress.com/2010/10/elektrik-satisi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-29" title="elektrik.satisi" src="http://bizlerosmanliyiz.files.wordpress.com/2010/10/elektrik-satisi.jpg?w=500" alt="elektrik satışı"   /></a><br />
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, küçük esnafın elektrik tarifesinde indirim yapılması konusunda bir çalışmalarının bulunmadığını bildirdi.</p>
<p>Yıldız, Almanya&#8217;nın Ankara Büyükelçisi Eckart Cuntz&#8217;u makamında kabul etti. Basına kapalı gerçekleşen toplantının ardından gazetecilere açıklama yapan Bakan Yıldız, Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff&#8217;un, 20-21 Ekim&#8217;de Türkiye&#8217;yi ziyaret edeceğini belirterek, bununla ilgili yapılacak programı görüştüklerini söyledi. Enerji sektöründe yeni yatırımcı fırsatlarını, Nabucco projesini, Türkiye&#8217;de enerji sektöründeki Alman yatırımcılarıyla ilgili konuları da ele aldıklarını anlatan Yıldız, görüşmenin verimli geçtiğini söyledi.</p>
<p>Almanya&#8217;nın Ankara Büyükelçisi Eckart Cuntz da enerji sektörünün son yıllarda gittikçe geliştiğini, Türkiye&#8217;nin de enerji sektörüyle ilgili anahtar bir pozisyon üstlendiğini kaydetti.</p>
<p>Almanya Cumhurbaşkanı Wulff&#8217;un, Türkiye ziyaretinde enerji sektörünün üst düzey temsilcilerinin de bulunacağını ifade eden Cuntz, bunun da enerji sektörüne verdikleri önemi gösterdiğini belirtti. Cuntz, görüşmede, Denizli&#8217;de yapılacak yeni santral konusunu, Türkiye&#8217;de yapılacak doğalgaz depolama tesisi konusunu da ele aldıklarını kaydetti.</p>
<p>Bir gazetecinin esnafa ucuz elektrik enerjisi verilmesiyle ilgili sorusu üzerine Bakan Yıldız, bu konuda TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken&#8217;in talebi olduğunu, ancak böyle bir hazırlığın ve çalışmanın yapılmadığını söyledi. KİT ödeme dengeleri ve çapraz sübvansiyon konularından kaçınmaya çalıştıklarını ifade eden Yıldız, &#8216;Elektrik fiyatlarıyla alakalı düzenlemede, tarifenin oluşumunda, EPDK&#8217;nın da böyle bir hazırlığının olmadığını biliyorum. Biz, Şubat 2008 yılında aldığımız kararlar doğrultusunda işleme devam ediyoruz. Böyle bir hazırlığımız bulunmuyor&#8217; dedi. <a title="elektrik satışı" href="http://ataelektrik.com.tr/index.php/hizmetlerimiz/elektrik-toptan-satisi/" target="_blank">elektrik satışı</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarih123.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarih123.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarih123.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarih123.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarih123.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarih123.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarih123.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarih123.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarih123.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarih123.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarih123.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarih123.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarih123.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarih123.wordpress.com/25/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=25&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarih123.wordpress.com/2010/10/06/tisi-enerji-satisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/04723e6e049dcda621ae19da8f134bee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">osmanlitarihi1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bizlerosmanliyiz.files.wordpress.com/2010/10/elektrik-satisi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">elektrik.satisi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Elektrik</title>
		<link>http://tarih123.wordpress.com/2010/09/28/elektrik/</link>
		<comments>http://tarih123.wordpress.com/2010/09/28/elektrik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 21:32:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>osmanlitarihi1</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarih123.wordpress.com/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Konferansın ilk gününde Irak’taki gelişmeleri değerlendiren Irak Parlamentosu Petrol-Gaz Başkan Yardımcısı Abdul Hadi Al Hassani, Bağdat ve Kuzey Irak hükümetleri arasında imzalanan petrol ve gaz kontratlarının yasal durumuna vurgu yaparak bu iki hükümet arasında yaşanan uyuşmazlıkların çözülmesi gerektiğine dikkat çekti. Irak Kabine Sözcüsü Tahsin El Shaikhli ise Irak’ta son dönemde yaşanan güvenlik konusuna değindi. Shaikhli, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=21&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konferansın  ilk gününde Irak’taki gelişmeleri değerlendiren Irak Parlamentosu  Petrol-Gaz Başkan Yardımcısı Abdul Hadi Al Hassani, Bağdat ve Kuzey Irak  hükümetleri arasında imzalanan petrol ve gaz kontratlarının yasal  durumuna vurgu yaparak bu iki hükümet arasında yaşanan uyuşmazlıkların  çözülmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p>Irak  Kabine Sözcüsü Tahsin El Shaikhli ise Irak’ta son dönemde yaşanan  güvenlik konusuna değindi. Shaikhli, Irak’ın ticaret hacminin gelişmesi  için petrol gelirlerinin çok önemli bir unsur olduğunu belirtti ancak  başta El Kaide olmak üzere güvenliği tehdit eden unsurların da görmezden  gelinemeyeceğini söyledi.</p>
<p>Toplantıda  ayrıca Irak’ın boru hattı ihracat rotasıyla ilgili seçenekler de  tartışıldı. Uzmanlar, Irak’ın mevcut üretimi dışında planlanan üretime  ulaşılması için neler yapılması gerektiğini belirttiler; bunlar mevcut  boru hatlarının geliştirilmesi ve yeni boru hatlarına duyulan ihtiyaç  olarak belirlendi.</p>
<p>2009  yılı itibariyle toplam ihracatı 41 milyar civarında olan Irak’ın sadece  petrolden elde ettiği gelirin 40 milyar dolara ulaştığını belirten  yetkililer, yüzde 98’e yaklaşan petrol ihracat gelirlerinin yatırımcılar  için bir fırsat olacağını; ama petrol sahalarına yatırım yapılmaz ve  boru hatlarının modernizasyonu tamamlanmazsa bunun soruna da  dönüşebileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Irak günlük petrol üretimini 2,5 milyon varilden 12 milyon varile yükseltebilecek mi?</strong></p>
<p>Toplantıda öne çıkan diğer bir başlık da, Irak’ın  günlük petrol üretimini 2,5 milyon varilden 12 milyon varile  yükseltmesi halinde karşılaşılacak senaryolar oldu. Tarafların, 12  milyon varilin Irak’ın çıkarına olup olmayacağını tartıştıkları  toplantıda konuşan Irak Kalkınma Danışmanı Ahmet  Moussa Jiyad petrol üretiminde yaşanan sorunlara değinerek, şu ana  kadar yapılan petrol sahalarının ihale ve devirleri için uluslararası  petrol şirketleri ile yapılan kontratlardaki eksiklik ve sıkıntılara  dikkat çekti. Kontratlar için verilen 25 yıllık sürenin çok fazla  olduğunu söyleyen Jiyad, kontrat sürelerinin bitmeden üretimde düşüş  yaşanabileceğini kaydetti. Jiyad, 14 petrol sahasında yapılan  kontratlarının tümünde üretim periyodunun ortalama 7-13 yıl arasında yer  alacağını belirterek,  kontratların uzun ömürlü olmasının verim  getirmeyeceğini anlattı.</p>
<p>Öte  yandan, Irak hükümetinin verdiği PPT (plato üretim hedefleri) ile  uluslar arası petrol şirketlerinin verdiği hedefler karşılaştırıldığında  talebi karşılama konusunda sıkıntı doğacağını söyleyen uzmanlar, üretim  kapasitelerinin fazlaca abartıldığını, bu alanda da uzlaşma sağlanması  gerektiğini belirttiler.&lt;a href=&#8221;http://ataelektrik.com.tr/index.php/sss/&#8221;&gt;elektrik toptan satış şirketleri&lt;/a&gt;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarih123.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarih123.wordpress.com/21/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarih123.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarih123.wordpress.com/21/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarih123.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarih123.wordpress.com/21/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarih123.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarih123.wordpress.com/21/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarih123.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarih123.wordpress.com/21/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarih123.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarih123.wordpress.com/21/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarih123.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarih123.wordpress.com/21/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=21&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarih123.wordpress.com/2010/09/28/elektrik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/04723e6e049dcda621ae19da8f134bee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">osmanlitarihi1</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’da Bir İngiliz Kızı</title>
		<link>http://tarih123.wordpress.com/2010/04/29/osmanli%e2%80%99da-bir-ingiliz-kizi/</link>
		<comments>http://tarih123.wordpress.com/2010/04/29/osmanli%e2%80%99da-bir-ingiliz-kizi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 03:31:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>osmanlitarihi1</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarih123.wordpress.com/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[Eminönü İster hatıra, ister günlük, ister anı; adına ne dersek diyelim, satırlara aktarılan yaşanmışlıklar her zaman insanoğlunun ilgisini çekmiştir. Çünkü o kağıtlarda mevcut olanlar, yalnızca kurumuş mürekkepten ibaret değildir. Oralarda nice sevinçler, nice hüzünler, nice arayışlar ve nice beklentiler yer almaktadır. Bunun gibi; hatıra okumak, yazarın hayal dünyasına girmek ve sadırdan satıra aksedenleri seyretmektir. Ayrıca [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=18&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<dl>
<dt><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Eminonuden-canli-bir-tasvir.jpg"><img title="Eminonuden canli bir tasvir" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Eminonuden-canli-bir-tasvir-300x199.jpg" alt="Eminonuden canli bir tasvir" width="300" height="199" /></a></dt>
<dd>Eminönü</dd>
</dl>
</div>
<p>İster  hatıra, ister günlük, ister anı; adına ne dersek diyelim, satırlara  aktarılan yaşanmışlıklar her zaman insanoğlunun ilgisini çekmiştir.  Çünkü o kağıtlarda mevcut olanlar, yalnızca kurumuş mürekkepten ibaret  değildir. Oralarda nice sevinçler, nice hüzünler, nice arayışlar ve nice  beklentiler yer almaktadır. Bunun gibi; hatıra okumak, yazarın hayal  dünyasına girmek ve sadırdan satıra aksedenleri seyretmektir. Ayrıca  yazanın da bunların bir zaman okunabileceği ihtimalini düşünmesi, hiç  şüphesiz ona da ayrı bir heyecan verir. Nitekim son dönemde yayınlanan  Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hatıralarında –her ne kadar okuyucularında bir  hayal kırıklığı yaşatsa da-  yer alan şu tespit, satırların sahibinin  ruh halini dillendirir: <em>“Bu defteri seviyorum. Benden sonra  okunacağını düşünüyorum. Hoşuma gidiyor…”</em></p>
<p>Bir önceki yazımızda Sultan II.  Abdülhamid dönemi Türkiye’sinde yaklaşık 26 yılını İstanbul’da geçirmiş  olan İngiliz büyükelçisinin kızı Dorina L. Neave’in kaleme aldığı  hatıralarından sadece padişah hakkında olan kısımları sizlere sunmuştuk.  Bu sefer de satır aralarında yakaladığımız, sosyal hayata dair bazı  anekdotları paylaşalım…</p>
<div>
<dl>
<dt><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Dolmabahce-Sarayinin-Uzaktan-Gorunusu.jpg"><img title="Dolmabahce Sarayinin Uzaktan  Gorunusu" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Dolmabahce-Sarayinin-Uzaktan-Gorunusu-300x225.jpg" alt="Dolmabahce Sarayinin Uzaktan Gorunusu" width="300" height="225" /></a></dt>
<dd>Dolmabahçe Sarayının Uzaktan Görünüşü</dd>
</dl>
</div>
<p>Neave, her ne kadar İstanbul’da  doğmuş ise de, en nihayetinde dönemin şartları göz önünde  bulundurulduğunda onun İngiliz ahlakı ile yetiştiği bir vâkıadır. Bunun  yanında hatıralarını İngilizce yazmış olmasına rağmen, yaşadığı çevre  dolayısı ile Türkçe’yi de bilmekte ve rahat bir şekilde  konuşabilmektedir.  Türk ailelerinden çok sayıda arkadaşı olmuştur ve  hatta bir arkadaşının düğününe bile katılmıştır. Davet edildiği her  vakitte, Türk kadınlarının evlerine gitmiş ve bazen yaşadıklarını da  hatıralarına eklemiştir.</p>
<p><em>Bir Türk hanımı, misafirlerini çok  kibar bir şekilde karşılardı. Her misafir kapıda “Buyrun”larla  karşılanır, ev sahibesi eliyle yere, dudaklarına ve alnına dokunarak  selam verirdi. El sıkmak, yabancıları karşılamak dışında  benimsenmemişti. Misafir oturunca, konuşma başlamadan önce bir kez daha  selamlaşırdık.</em></p>
<p>Türk evinde kendisine ikram edilenler de  bugün olarak baktığımızda biraz enteresandır. Portakal ve gül  reçellerinin yanında sigara da ikram olunması, buna rağmen misafirin  sigara içip içmemesine mukabil, ev sahibinin düşünceleri de oldukça ilgi  çekicidir:</p>
<div>
<dl>
<dt><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Bayezid-Meydani.jpg"><img title="Bayezid Meydani" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Bayezid-Meydani-300x199.jpg" alt="Bayezid Meydani" width="300" height="199" /></a></dt>
<dd>Bayezid Meydanı</dd>
</dl>
</div>
<p>Türk kadınlarında dikkat ettiği bir  hususiyet ise onların elleriydi. Yazara göre manikür sahasında Türk  kadınlarından daha ileri bir millet yoktu. Onların ellerine olan  hayranlığına yine hatıralarında yer verir</p>
<p><em>Türk kadınlarınınkiler kadar güzel  ve manikürlü elleri başka hiçbir yerde görmedim. Bu sanatta gerçek bir  başarıya ulaşmışlardı. Tüm manikürlerini, kendileri yapıyorlardı. Yalnız  halk tabakasından kadınlar, bizim ülkemizin yüksek tabakasından  kadınların, son yıllarda moda olan kırmızı tırnaklarıyla, Şarklıları  dehşete düşürmeleri gibi, kiremit rengi kına ile tırnaklarını  boyamaktaydılar.</em></p>
<div>
<dl>
<dt><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Bir-Osmanli-Gelinligi.jpg"><img title="Bir Osmanli Gelinligi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Bir-Osmanli-Gelinligi.jpg" alt="Bir Osmanli Gelinligi" width="203" height="350" /></a></dt>
<dd>Bir Osmanlı Gelinliği</dd>
</dl>
</div>
<p>Türk erkeklerini de tasvir ederken  şunları söyler:<em>Türk dostlarım arasında çok hoş ve zeki birçok  arkadaşımız vardı. Türkleri yakından tanımak zevkine varan herkes gibi,  ben de onlara karşı engin bir sevgi beslerdim. Gerçek “Türk Efendisi”  her yönüyle güvenilecek tam bir insan, sürdürmek zorunda oldukları fakir  hayat dikkate alınırsa, çok değer kazanan güçlü kişilikleri, cana yakın  tavırları ile ağırbaşlıydılar.</em></p>
<p>Yukarıda da belirttiğimiz üzere Dorina  L. Neave, bir arkadaşının düğününe davet edilmiştir. Bu tip düğünlerde  her ne kadar yabancı <em> </em>bir kişi olması hoş karşılanmasa da söz  konusu durum yazar tarafından belirtildikten sonra, ilerleyen  dakikalarda konuklar tarafından bu çekingenliğin aralarında geçen  kadınsı bir irtibat ile yakınlığa dönüştüğü fark edilir. Bu sefer  yazımızı, Dorina Neave’in davet olunduğu düğündeki edindiği izlenimler  ile sonlandıralım:</p>
<p><em>Türk düğünlerine  katılmak için,  büyük bir arzum vardı. Bu yüzden yakın kız arkadaşlarımdan biri, beni  özel misafiri olarak düğününe davet  edince, çok sevinmiştim. Umumiyetle  üç gün süren eğlenceler boyunca gelinin evi,  halka açıldığı halde, bu  düğünlere katılmak kolay değildir. Seyirciliği hiç de  iyi karşılanmayan  Avrupalı’ya düğünlerde duracak yer bile ayrılmazdı. Ama hususiyetle  gelin ile damadı uzun yıllar tanımış olmam ve yakın  arkadaşları  bulunmamdan ötürü, düğünlerinde yadırganmadım. İkisi de birbirlerini  çocukluktan beri tanıyorlardı. Bu sebeple bütün âdetlere uyulduğu halde,   yine de olağan bir Türk düğününden farklı bir merasime şahit  oluyorduk.</em></p>
<div>
<dl>
<dt><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Eski-istanbul.jpg"><img title="Eski istanbul" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Eski-istanbul-300x199.jpg" alt="Eski istanbul" width="300" height="199" /></a></dt>
<dd>Eski istanbul</dd>
</dl>
</div>
<p><em>Düğün günü saat dokuzda evlerine  gittiğimde, gelinin evi, arkadaşları ve akrabalarıyla çoktan tıklım  tıklım doluydu. Binbir güçlükle, kapısı  ürkütücü görünüşlü bir  haremağası tarafından korunan hareme girdim ve oradan  gelin için  ayrılmış kadınların bulunduğu salona geçtim. Birkaç arkadaşımın da   yanıma gelmesiyle, kendimi daha rahat hissettim. Tanımadığım bazı  hanımlar elbiselerimizin kumaşlarını elleyip, fiyat tahmini yapmaktan  büyük zevk  duyuyor olmalıydılar. Onların bu merakını, aynı merakla  karşılamamızdan cesaret  alarak, saçımın boyalı olup olmadığını, bir kız  arkadaşımın allık kullanıp kullanmadığımı anlamak maksadıyla her  tarafımızı yoklarlarken, biz  gülümseyerek onları bekliyorduk. Öğrenmek  istedikleri hususu, saçımın boyasız  olduğunu ve kız arkadaşımın allık  kullanmadığını açıklığa kavuşturunca, memnun olup “Maşallah”  mırıltılarıyla beğendiklerini belirttiler ve daha dostça  davranmaya  başladılar.</em></p>
<p><em>O esnada kalabalık birdenbire  dalgalanmaya başladı. Herkes kalabalığın arasında geçmeye çalışan damadı  görebilecekleri ön salona doğru koşuştu. Bazı kadınlar aralarında başı  açık olduklarından, mendilleriyle başlarını örttüler. Annelerinin önünde  birkaç dakika beraber kalacakları için, kapı açılıp da damat içeri  girerken biz de sevimli gelini gördük. Sonra damat gelini dışarı  çıkardı. Eşikte dururlarken, yeşil süvari üniforması giymiş yakışıklı  genç adamla, yanı başındaki taze güzelliği içinde, misafirlere  gülümseyen gelinin büyüleyici tablosunu, imrenerek seyrediyorduk…</em></p>
<p>Devamı için tıklayınız: <a href="http://tarihvemedeniyet.org/2010/04/osmanli’da-bir-ingiliz-kizi/">tarih</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarih123.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarih123.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarih123.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarih123.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarih123.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarih123.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarih123.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarih123.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarih123.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarih123.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarih123.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarih123.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarih123.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarih123.wordpress.com/18/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=18&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarih123.wordpress.com/2010/04/29/osmanli%e2%80%99da-bir-ingiliz-kizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/04723e6e049dcda621ae19da8f134bee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">osmanlitarihi1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Eminonuden-canli-bir-tasvir-300x199.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Eminonuden canli bir tasvir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Dolmabahce-Sarayinin-Uzaktan-Gorunusu-300x225.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Dolmabahce Sarayinin Uzaktan  Gorunusu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Bayezid-Meydani-300x199.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Bayezid Meydani</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Bir-Osmanli-Gelinligi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Bir Osmanli Gelinligi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/04/Eski-istanbul-300x199.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Eski istanbul</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://tarih123.wordpress.com/2010/04/05/17/</link>
		<comments>http://tarih123.wordpress.com/2010/04/05/17/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 05:49:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>osmanlitarihi1</dc:creator>
				<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarih123.wordpress.com/2010/04/05/17/</guid>
		<description><![CDATA[Mimar Sinan, 29 mayıs 1490 günü Kayseri merkez kazasına bağlı Kesi nahiyesinin Ağırnas köyünde doğdu. O gün, İstanbul’Fethi’nin 37. yıldönümüne rastlıyordu. Sinan, orduya girdi ve istihkâm subayı olarak yavaş, fakat muntazam bir şekilde yükseldi. II. Bâyezîd’in ölümünde 22, Yavuz Sultan Selim’in ölümünde 30 yaşındaydı. Yavuz’un İran ve Mısır seferlerine katıldı. Kanûnî’nin Belgrad, Rodos, Mohaç, Viyana, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=17&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/mimarsinanyapisi.jpg"><img title="mimarsinanyapisi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/mimarsinanyapisi.jpg" alt="" width="209" height="267" /></a>Mimar  Sinan, 29 mayıs 1490 günü Kayseri merkez kazasına bağlı Kesi  nahiyesinin Ağırnas köyünde doğdu. O gün, İstanbul’Fethi’nin 37.  yıldönümüne rastlıyordu. Sinan, orduya girdi ve istihkâm subayı olarak  yavaş, fakat muntazam bir şekilde yükseldi. II. Bâyezîd’in ölümünde 22,  Yavuz Sultan Selim’in ölümünde 30 yaşındaydı.</p>
<p>Yavuz’un İran ve Mısır seferlerine  katıldı. Kanûnî’nin Belgrad, Rodos, Mohaç, Viyana, Bağdad seferlerine de  iştirak etti. Vezîr-i âzam Dâmâd Lutfî Paşa’nın dikkatini çekerek  padişaha tanıtıldı, Istidatları seçip yükseltmekte büyük bir sezgisi  olan Kanunî Sultân Süleyman, yaşı 40′ı geçmiş bu istihkâm subayının  mimarlık ve mühendislik bilgisine, san’at zevkine, köprü kurmaktaki  maharetine hayran oldu. Sinan’ı ordudan aldı; hassa sermimârı yani  bugünki anlayışımıza göre bayındırlık bakanı yaptı.</p>
<p><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/Simar-sinan-tuval.jpg"><img title="Simar sinan tuval" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/Simar-sinan-tuval.jpg" alt="" width="158" height="210" /></a>Büyük dehâsının yanında tükenmek  bilmez bir enerjiye de sahip olan Sinan, biribirinden güzel eserlerden  sonra Şehzade Camii’ni inşa edince ünü, imparatorluk sınırları dışına  çıktı. Pek uzun bir ömrün bütün nimetlerinden faydalanan Sinan,  görülmemiş bir çalışkanlıkla Türk imparatorluğunu eserleriyle  donatıyordu. Hassa sermimarlığı makamını Kanûnî’den sonra II. Selim ve  III. Murâd devirlerinde de, ölünceye kadar devam ettirdi. Her yeni  hükümdardan en büyük iltifatları gördü.</p>
<p>Devrinin Türk Cihan devletinin bütün  kaynakları emrindeydi. Eserlerinde istediği malzemeyi harcayabildiği  gibi, en büyük hattatları, nakkaşları, oymacıları, çinicileri, camcıları  da kullanabiliyordu. Süleymaniye Küllliyesi, ardından Edirne  Selimiyesi’ni inşa ederek sanatının zirvesine yükseldi.</p>
<p>9 nisan 1588 günü İstanbul’da öldü. 97  yaşını 10 ay ve 11 gün geçiyordu. Süleymaniye Camii’nin yanındaki zarif  türbesine gömüldü. 2 defa evlenmiş, çocuğu olmamıştı. Çok cömertti; onun  için ölümünde borçları, bıraktığı mirası geçmişti. 5 kuşaktan 5 padişah  görmüş, yalnız Osmanlılar’ın değil, bütün Türk tarihinin en iyi, en  parlak, en muhteşem, en zengin, en büyük yüzyılında yaşamıştı.</p>
<div id="attachment_8930"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/sinan-logarit.jpg"><img title="sinan logarit" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/sinan-logarit.jpg" alt="" width="541" height="235" /></a>Teknik  Çizim</p>
</div>
<p>Anadolu, İran, Mısır, Mezopotamya, Suriye, Arabistan, Kırım,  Macaristan, Orta Avrupa ve Balkanlar’ı uzun yıllar gezip dolaşmış,  çeşitli medeniyetlere ait binlerce eseri görüp incelemişti.</p>
<div id="attachment_8934"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/Mimar-Sinan-minyaturu.jpg"><img title="Mimar Sinan minyaturu" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/Mimar-Sinan-minyaturu.jpg" alt="" width="177" height="202" /></a>Mimar  Sinan&#8217;ın bilinen tek minyatürü. Solda elinde çekül tutan; Sinan</p>
</div>
<p>Onun için sanat ufku, yalnız İtalya’yı  gören büyük Rönesans mimarlarından daha geniş ve daha açık oldu. Eski  medeniyetlerin ortaya koyduğu mimarlık şaheserlerinin çoğunu gören  Sinan, bunlardan ilham almakla beraber, Anadolu Selçuklu mimarisinin  yolunu takip etti. Büyük Selçuklular’ın Orta Asya’dan getirip Anadolu’da  geliştirdikleri bu sanat, Sinan’dan önceki Osmanlı mimarları tarafından  şekillendirilmiş, yumuşatılmış, âhenkleştirilmiş ve olgunlaştırılmıştı.</p>
<p>Sinan, bu sanatı zirvesine çıkardı ve  ondan sonra hiçbir mimar, bu zirveyi aşamadı. Bursa, Edirne ve  İstanbul’u süsleyen eserlerin üslûbunu izleyen Sinan, bu üslûba  erişilmez bir ahenk ve güzellik kazandırdı.</p>
<p>Batı tarihçilerinden bazıları Sinan’ı  Mikelanj’la beraber en büyük mimar olarak vasıflandırmalardır.  Eserlerinin sayısı ve kalitesi, bu görüşü doğrulamaktadır. Bıraktığı  eserler, insanı şaşırtacak derecededir; şöyle: 81 cami, 51 mescid, 81  medrese (yani yüksek veya orta dereceli okul) 19 türbe, 17 imaret, 3  hastahane, 7 su kemeri ve su bendi (yani baraj), 8 köprü, 18  kervansaray, 33 saray, 32 hamam ve 6 mahzen. Bunların toplamı 365′dir.</p>
<div id="attachment_8941"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/sinanin-mezari.jpg"><img title="sinanin mezari" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/sinanin-mezari.jpg" alt="" width="169" height="188" /></a>Sinan&#8217;ın  mütevazi mezarı</p>
</div>
<p>Köprülerin içinde bugün Yugoslavya’da  kalan Hersek Köprüsü, hamamların içinde Ayasofya Hamamı gibi insanı  heyecanlandıracak derecede azametli âbideler vardır. Bu eserlerin bugün  çoğu ayaktadır. Sinan’ın eserleri yalnız bugünki Türkiye sınırları  içinde kalmamaktadır; birçok yapısı Yugoslavya, Macaristan, Yunanistan,  Rusya, Bulgaristan, Kıbrıs, İran, Irak, Suriye gibi ülkelerdedir. Ancak  eserlerinin yarısından fazlası İstanbul’da bulunmaktadır. Ayasofya’yı  yeniden inşa edercesine onaran ve ayakta durmasını sağlayan da odur.</p>
<p>Sinan’ın yetiştirdiği mimarlar da  sonradan hocaları derecesinde dehâya, o kadar geniş kaynaklara ve pek az  insana nasîb olan 98 yıllık bir ömre malik olmamakla beraber,  imparatorluğu çok değerli eserler, Sultanahmed gibi şaheserlerle  süslemekte devam etmişlerdir.</p>
<p>Hindistan’da Türk imparatoru Timuroğlu  Şâh-ı Cihan nâmına Agra şehrinde inşa edilen meşhur Tâc-Mahall’i ve daha  birçok âbideyi, İstanbul’dan giden Sinan’ın öğrencileri yapmışlardır.</p>
<p>Devamı için tıklayınız: <a href="http://tarihvemedeniyet.org/2010/02/tarihimizin-en-muhtesem-mimari-sinan/#more-8912">tarih</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarih123.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarih123.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarih123.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarih123.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarih123.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarih123.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarih123.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarih123.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarih123.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarih123.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarih123.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarih123.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarih123.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarih123.wordpress.com/17/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=17&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarih123.wordpress.com/2010/04/05/17/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/04723e6e049dcda621ae19da8f134bee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">osmanlitarihi1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/mimarsinanyapisi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mimarsinanyapisi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/Simar-sinan-tuval.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Simar sinan tuval</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/sinan-logarit.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">sinan logarit</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/Mimar-Sinan-minyaturu.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Mimar Sinan minyaturu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/sinanin-mezari.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">sinanin mezari</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Korsan</title>
		<link>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/31/korsan/</link>
		<comments>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/31/korsan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2010 17:40:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>osmanlitarihi1</dc:creator>
				<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarih123.wordpress.com/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[Korsan, Deniz taşıtlarına saldıran, yağmalayan haydut. Korsanlar bir milleti ya da orduyu temsil etmezler ve çoğunlukla amaçları ganimet ele geçirmektir. Korsanlar günümüzde de faal olup, her yıl 13-16 milyar dolar kayıba neden olmaktadırlar. Günümüzde korsanlık daha çok Pasifik ve Hint Okyanuslarında yaygındır. Konu başlıkları [gizle] * 1 Kökenbilim * 2 Osmanlı Devletinde korsan sınıfı ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=15&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Korsan, Deniz taşıtlarına saldıran, yağmalayan haydut. Korsanlar bir milleti ya da orduyu temsil etmezler ve çoğunlukla amaçları ganimet ele geçirmektir.</p>
<p>Korsanlar günümüzde de faal olup, her yıl 13-16 milyar dolar kayıba neden olmaktadırlar. Günümüzde korsanlık daha çok Pasifik ve Hint Okyanuslarında yaygındır.<br />
Konu başlıkları<br />
[gizle]</p>
<p>    * 1 Kökenbilim<br />
    * 2 Osmanlı Devletinde korsan sınıfı ve görevleri<br />
    * 3 Kaynakça<br />
          o 3.1 Dipnotlar</p>
<p>Kökenbilim [değiştir]</p>
<p>Bu günkü Türkçede korsan kelimesi denizde gemi, adam ve mal gaspını, yağmalamayı içeren deniz “ haydutluğu”&#8217;nu ifade etmektedir. Fakat Latincedeki “ cursus “ kelimesinden türeyen ve Türkçe&#8217;deki korsan kelimesine kaynaklık eden “ corsair” sözcüğünün anlamı, deniz haydutluğunun aksi olarak resmi otorite tarafından verilen bir deniz görevidir.[1] İzinli korsanlık olarak ifade edeceğimiz bu görevi İngilizce&#8217; de kullanılan “privateering “ kelimesi karşılamaktadır.[2]</p>
<p>Deniz haydutluğunu ifade için ise batı dillerinde “ piracy” , “ pirate “ kelimeleri kullanılmıştır.[3]Bu doğrultuda bir iktidarın bilgi ve gözetimi dâhilinde yapılan izinli korsanlık ile herhangi bir yasal dayanağı olmaksızın yapılan deniz haydutluğu aslında birbirinden farklı iki olgu olarak gerçekleşmektedir.<br />
Osmanlı Devletinde korsan sınıfı ve görevleri [değiştir]</p>
<p>Osmanlı devletinde ise korsanlar deniz komando sınıfı idi. En büyük üsleri Cezayir idi. Hemen bütün büyük Türk amiralleri bu sınıftan yetişmişlerdir. Zira levendlerin (Bahriyeli) en gözü pek, zeki ve bilgili kısmı bu sınıfa geçiyordu. Ekserisi bir kaç Avrupa dili konuşurdu.[4] En büyük korsan amirali Turgut Paşa&#8217;dır. Barbaros kardeşler de korsanlıktan yetişmekle beraber, onlar daha çok devlet kurucu fatihlerdir.[5][6][7] Korsan filolarının hedefi düşmanlarının deniz gücünü vurmak, düşman sahillerini tahrip etmekti. Bu fiil Fransızcadaki &#8220;corsaire&#8221; kelimesi ile ifade edilir.</p>
<p>Devlet hizmeti ile ilgili olmayan deniz eşkıyasına ( Fr. Pirate) son asır Türkçesinde korsan denmiştir fakat asıl Osmanlı terminolojisinde bu manada &#8221; derya haramisi, deniz haydudu, deniz haramisi, deniz şakıysi &#8221; kullanılmıştır ki bunlar hırsız katillerdir. Türklerde Korsan ise korsan devlet bahriyesinin bir sınıfı idi. Eski Osmanlı metinlerinde en büyük amiraller “yarar korsandır, büyük korsandır, mahir korsandır” gibi tabirlerle övülür. Korsanlıktan yetişmemiş bir denizci tam bir denizci sayılmaz.[8]Korsan karadaki Akıncının denizdeki mukabilidir. Türkiye imparatorluğunun kuruluşunda Korsan sınıfı, Akıncı sınıfı derecesinde çok büyük hizmetler görmüş, büyük fetihler yapmış, büyük muharebeler kazanmış, devletin denizdeki düşmanlarının belini büken onları aciz bırakan kuvvetlerden olmuştur.[9]</p>
<p>Korsan sınıfı karadaki Akıncı gibi bahriyenin en seçkin , en imtiyazlı en vuruşkan en fedai sınıfıdır. Bu günün deniz komandosu denilebilir. Denizde en tehlikeli misyonları yüklenir ve hayatı pahasına başarır. En büyük görevi budur. Devletin sulh halinde bulunmadığı devletlerin gemilerini açık denizlere bırakmaz zapt eder, batırır, zarar verir, hiç olmazsa korkutur.[10]</p>
<p>İmparatorluk Türkiyesinin devamlı savaş halinde bulunduğu İspanyaya ait İspanya ve İtalya kıyılarında limanları basar gemileri zapt eder, limanları bombardıman eder, sahilden hayli mesafede şehirlere kadar girip düşmanın maneviyatını altüst eder, ekonomik gücünü kırar.[11]</p>
<p>XVI. asırda Turgut Reis (Turgutça bey, Turgut paşa ) yarım asır korsan ocağının başında bulunmuş bu sınıfın fonksiyonunu şahikasına çıkarmıştır.[12]</p>
<p>Korsanlar ; Türk ticaret gemilerini ve yollarını himaye eder , emir alınca Donanmay-ı hümayun’a katılıp sefere çıkar ve açık deniz muharebelerine katılırlar. Devletin sulh halinde bulunduğu padişahça aman verilmiş Hristiyan devletlere ve hiçbir şekilde Müslüman devletlere ait gemilere dokunamazlardı. Devletin harp halinde olmadığı devletin bayrağına saldıran korsan gemisi reisinin derhal başı vurulurdu.[9][13][14]</p>
<p>Türk korsan sınıfının gerçek kurucusu onu cihanşumul bir kuvvet haline getiren şahsiyet II. Bayezid’in 3. oğlu ve Yavuz Sultan Selim’in ağabeyi Şehzade Korkuttur. Bu iş için çok dikkatli bir siyaset takip etmiş ve çok büyük paralar harcamıştır. Bu suretle Barbaros kardeşleri himaye etmiştir ki en büyükleri Oruç Reistir. Ondan sonra kardeşi Hızır Reis (Barbaros Hayreddin Paşa) ve onun İstanbul’a çağrılması üzerine de Turgut Reis korsan ocağının başına geçmişlerdir.[15]</p>
<p>Ocağın merkezi İstanbul değildir. Batı devletleri suları ile karşı karşıya ve ispanya sahilleri ile yüz yüze olan Cezayir şehridir. Turgut zamanında orta Tunus ( Benzert = Bizerte ) başlıca korsan üsleridir.Bu yerlere Cezayir beylerbeyliği nin bir çok limanını da eklemek mümkündür. (Becaye = Bougie, Unnâbe = Bône , Cicelli , Şerşel vs. )</p>
<p>Hristiyan devletlerinde böyle korsanları vardır. En dehşetlileri; gayeleri kuruluşları ve hayatiyetleri için tek maksat olarak Türk gemilerini hedef almış olan Saint Jean (Hazreti Yahya ) şövalye tarikatıdır. 1523 ‘te Kanuni tarafından Rodosun zaptı ile buradan kovulan bu tarikat birkaç yıl sonra Charles Quint tarafından Malta’ya yerleştirilmiştir.[16]Papa’nın himayesinde fakat müstakil bir askeri tarikattır. Onlarda öğretisinde Türk korsanları gibi ölmeden silah teslim etmemek vardır. Silahlarını ancak cesetlerinden almanın mümkün olduğu rivayet edilir. Hollanda, Portekiz, İngiltere gibi denizci devletlerinde Türk korsanları ile mukayese edilemeyen korsan teşkilatları vardır.Ancak Akdenizde Türk korsanları ile rekabet edebilen tek güç Saint Jean şövalyeleridir(Rodos Şovalyeleri).[17] İngiliz, Fransız , Hollanda korsanları daha çok Karayip Denizi’nde İspanya gemilerini hedef almıştır.</p>
<p>En büyük Türk korsanları olarak Oruç Reis, Hızır Reis, Turgut Reis, Burak Reis, Murat Reis, Küçük Murat Reis, Koca Murat Reis, Karamürsel Bey, Piri Reis, Salih Reis, Seydi Ali Reis, Kemal Reis, Mezomorto Hüseyin Paşa, Cezayirli Hasan Paşa sayılabilir.<br />
Kaynakça</p>
<p>Devamı için tıklayınız: <a href="http://tarihvemedeniyet.org">tarih</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarih123.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarih123.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarih123.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarih123.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarih123.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarih123.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarih123.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarih123.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarih123.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarih123.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarih123.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarih123.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarih123.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarih123.wordpress.com/15/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=15&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/31/korsan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/04723e6e049dcda621ae19da8f134bee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">osmanlitarihi1</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Muhteşem Süleyman’ın Estargon Seferi</title>
		<link>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/30/muhtesem-suleyman%e2%80%99in-estargon-seferi/</link>
		<comments>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/30/muhtesem-suleyman%e2%80%99in-estargon-seferi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 17:46:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>osmanlitarihi1</dc:creator>
				<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarih123.wordpress.com/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Kanunî Sultân Süleyman Hân’ın onuncu seferi, Osmanlı tarihlerinde “Estergon Sefer-i Hümâyûnu” diye anılır. Bu sefer, Macaristan’da Estergon ve İstolni – Belgrad kalelerinin fethi kadar, Türk ordusunun gösterdiği ihtişamla da meşhurdur. 23 nisan 1543′te Orduy-ı Hümâyûn, Macaristan’a gitmek üzere Edirne’den ayrılırken yapılan geçit resmi ve tören, tarihe, Türk debdebe ve gösterişinin parlak bir örneği olarak geçmiştir. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=12&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanunî  Sultân Süleyman Hân’ın onuncu seferi, Osmanlı tarihlerinde “Estergon  Sefer-i Hümâyûnu” diye anılır. Bu sefer, Macaristan’da Estergon ve  İstolni – Belgrad kalelerinin fethi kadar, Türk ordusunun gösterdiği  ihtişamla da meşhurdur. 23 nisan 1543′te Orduy-ı Hümâyûn, Macaristan’a  gitmek üzere Edirne’den ayrılırken yapılan geçit resmi ve tören, tarihe,  Türk debdebe ve gösterişinin parlak bir örneği olarak geçmiştir.</p>
<p>En önde, ordunun su taşıyan saka  sınıfına mensup bölükleri ilerliyordu. Bunların ardından, padişaha  mahsus hazineyi, parayı ve eşyayı taşıyan 2.100 katır geliyordu. Bu  hayvanlar, 300′erden 7 bölük teşkil edecek şekilde düzenlenmişti. Sonra  900 kişilik bir atlı hassa taburu bunları takip ediyordu. Bu tabur 100  diziden kurulmuştu ve her dizide 9 atlı vardı. Ordunun bir kısım yiyecek  ve cephanesini taşıyan 5.400 deve, her dizide 6 hayvan bulunmak üzere  900 sıra halindeydi. Bu hecinsüvar levazım tugayım 1.000 kişilik cebeci  taburu, 500 kişilik lâğımcı (istihkâm) taburu, 400 kişilik arabacı  (nakliye) taburu takip ediyordu.</p>
<p><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/03/asakir.jpg"><img title="asakir" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/03/asakir.jpg" alt="" width="344" height="172" /></a>Her birliğin başında, tören  üniformalarını giymiş subaylar yer alıyordu. Daha sonra, ordunun ruhu ve  esası olan tımarlı sipahi tümenleri geliyordu. Bunlar, Anadolu  tımarlıları idi. Rumeli tımarlıları, Sofya’da katılmak üzere bu şehirde  toplanmışlardı. Tımarlıların ardından, bütün maiyet halkı ile muhteşem  bir kalabalık teşkil eden nişancı (devlet bakanı), başdefterdâr (maliye  bakanı), Rumeli ve Anadolu kazaskerleri, nihayet 4 vezir at sürüyordu.  Her vezirin önünde tuğlarını taşıyan 3 tuğcu, beylerbeyilerin önünde 2  tuğcu, sancak beylerinin önünde ise 1 tuğcu görünüyordu. Bu generallerin  hemen arkasında, kalabalık bir kurmay subaylar, yaverler ve emir  subayları yer alıyordu. Bunlardan sonra padişahın şahsına bağlı saray  birlikleri geliyordu. Hükümdarın şahsî hizmetkârları, sonra “çavuş” ve  “kapıcıbaşı” denen ve sayıları 300′ü bulan hassa yaver ve emir subayları  ilerliyordu. Bunlar, göz kamaştırıcı üniformalar giymişlerdi;  elbiseleri en usta terziler elinden çıkmış ve en değerli kumaşlardan  dikilmişti.</p>
<p><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/03/Suleymanin-tugrasi.jpg"><img title="Suleymanin tugrasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/03/Suleymanin-tugrasi.jpg" alt="" width="273" height="237" /></a>12.000 kişilik tam kadrolu Türk  ağır piyade tümenini teşkil eden Yeniçeriler, ortalar (taburlar) hâlinde  yürüyorlardı. Bazı Yeniçeri birlikleri tüfekli, bazıları sadece kılıç,  ok ve yaylı idi. Yeniçerileri 7 sırmalı sancak ve 7 tuğ taşıyan 14  sancakdar ve tuğcu izliyor ve hükümdarın şahsına mahsus olan bu “7″  sayısı, padişahın yaklaşmakta olduğunu haber veriyordu.</p>
<p>200 kişilik mehter takımı, mehterbaşının  başkanlığında, yeri ve göğü inleten havalar çalarak, korkunç denecek  derecede muhteşem ve muntazam adımlarla ilerliyordu. Mehterlerin  sazları, altın zencirlerle boyunlarına asılmıştı. Daha sonra 400 kişiden  ibaret “solak” denen başka bir hassa taburu yer alıyordu. Solakların  kılık kıyafeti, bahar güneşi altında pırıl pırıl yanıyordu. Başlarında  tavus tüyünden sorguçlar vardı. Yalnız böyle bir birliği geçirmek, o  devirde, ancak büyük bir imparatorluğun harcıydı. Ardlarından gelen 150  hassa yaveri ve protokol subayının üniformaları ise mücevhere  boğulmuştu. Elbiselerinin düğmeleri elmastandı. Geçtikleri yere,  gözleri, kör eden bir ışık deryası yayılıyordu. Bunların başında  “çavuşbaşı” denen mâbeyn-i hümâyûn mareşali vardı. Daha sonra, 70  kişiden ibaret “peyk” denen bir hassa takımı geliyordu.</p>
<p><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/03/yeniceri_rodos_kusatmasi1.jpg"><img title="yeniceri_rodos_kusatmasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/03/yeniceri_rodos_kusatmasi1.jpg" alt="" width="294" height="331" /></a>Bunlar, 35′i sağda, 35′i solda  olmak üzere yürüyor ve aralarında “Cihan Padişahı” Kanunî Sultân  Süleyman Hân at sürüyordu. Bilhassa yabancılar padişahın mücevherler  içinde geçeceğini sanırlarken ilk defa olarak hayal kırıklığına  uğruyorlardı. Çünkü hükümdar, sade bir elbise giymişti. Bütün ihtişamı,  görülmemiş güzellikteki atındaydı. Bu at, akıl almaz büyüklükte inci,  pırlanta ve zümrütler kakılmış koşumlar taşıyordu. 48 yaşına gelen ve 46  yıllık saltanatının 23. yılında bulunan Kanûnî’nin yüz ifadesi çatık  çehreli denecek kadar ciddî ve ve-karlı idi. Hafifçe önüne bakıyor, buna  rağmen, bütün ordusuna hâkim bir başkumandan olduğu hemen  anlaşılıyordu.</p>
<p>Daha sonra topçu, “azab” denen hafif  piyade alayları geçiyordu. Ordunun diğer birlikleri, bitmek tükenmek  bilmez diziler hâlinde yürüyüşlerine devam ediyorlardı. O zaman dünyanın  en büyük şehirlerinden biri olan Edirne’nin halkı, biri-birleri üzerine  yığılmış azametli bir kitle hâlinde, fakat dikkat çekici bir sessizlik  içinde, ordularını seyrediyorlardı. Yalnız gözlerinden bu manzara ile  öğündükleri anlaşılıyordu. Alkış ve gösteri yoktu. Atların nal sesleri  bile hafifçe duyuluyordu. İşitilen tek şey, Mehterhâne-i Hâkaanî’nin  ceng havaları idi. Ordunun geçişini izlemek için İstanbul’dan gelmiş  olan yabancı diplomat ve tacirleri en çok şaşırtan, bu mutlak  sessizlikti. Avrupa ordularının kulakları sağır eden gürültülerine  alışan yabancılar, Türk ordusunun ve milletinin sükûneti karşısında,  başka bir âleme geçmiş gibi oluyorlardı.</p>
<p>Devamı için tıklayınız: <a href="http://tarihvemedeniyet.org/2010/03/muhtesem-suleymanin-estargon-seferi/">tarih</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarih123.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarih123.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarih123.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarih123.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarih123.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarih123.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarih123.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarih123.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarih123.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarih123.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarih123.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarih123.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarih123.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarih123.wordpress.com/12/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=12&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/30/muhtesem-suleyman%e2%80%99in-estargon-seferi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/04723e6e049dcda621ae19da8f134bee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">osmanlitarihi1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/03/asakir.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">asakir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/03/Suleymanin-tugrasi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Suleymanin tugrasi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/03/yeniceri_rodos_kusatmasi1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">yeniceri_rodos_kusatmasi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünden Bugüne – Ekrem Buğra Ekinci 16 Şubat 2010</title>
		<link>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/30/dunden-bugune-%e2%80%93-ekrem-bugra-ekinci-16-subat-2010/</link>
		<comments>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/30/dunden-bugune-%e2%80%93-ekrem-bugra-ekinci-16-subat-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 17:42:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>osmanlitarihi1</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarih123.wordpress.com/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci 16 Şubat 2010 Dünden Bugüne Tarih Programı Devamı için tıklayın: ekrem buğra ekinci<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=10&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/12/dunden-bugune-ekrem-ekinci.jpg"><img title="dunden bugune ekrem  ekinci" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/12/dunden-bugune-ekrem-ekinci-300x192.jpg" alt="ekrem buğra ekinci" width="300" height="192" /></a></p>
<p>Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci 16 Şubat 2010 Dünden Bugüne Tarih  Programı</p>
</div>
<p>Devamı için tıklayın: <a href="http://tarihvemedeniyet.org/2010/02/dunden-bugune-ekrem-bugra-ekinci-16-02-2010/">ekrem buğra ekinci</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarih123.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarih123.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarih123.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarih123.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarih123.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarih123.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarih123.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarih123.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarih123.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarih123.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarih123.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarih123.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarih123.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarih123.wordpress.com/10/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=10&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/30/dunden-bugune-%e2%80%93-ekrem-bugra-ekinci-16-subat-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/04723e6e049dcda621ae19da8f134bee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">osmanlitarihi1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/12/dunden-bugune-ekrem-ekinci-300x192.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">dunden bugune ekrem  ekinci</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İstanbul’un Uğursuz Ağacı: Kanlı Çınar</title>
		<link>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/25/istanbul%e2%80%99un-ugursuz-agaci-kanli-cinar/</link>
		<comments>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/25/istanbul%e2%80%99un-ugursuz-agaci-kanli-cinar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 04:13:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>osmanlitarihi1</dc:creator>
				<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarih123.wordpress.com/2010/03/25/istanbul%e2%80%99un-ugursuz-agaci-kanli-cinar/</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul’un Uğursuz Ağacı: Kanlı Çınar İstanbul’un meşhur ağaçlarından birisi de Sultanahmed meydanında ki büyük çınardı. Kanlı çınar da denilen bu uğursuz ağaç pek çok dehşetli hadiseye şahit olmuştur. Bunların en ibretli ve vahametlilerinden birisi Sultan İbrahim devrinde yaşanandır. 1648’de Sultan İbrahimi tahtan indirmek üzere ayaklanan serkeş Yeniçeri güruhu önce Sadrazam Ahmed Paşa’nın konağını bastı. Paşa’yı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=5&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>İstanbul’un Uğursuz Ağacı: Kanlı Çınar</h2>
<div>
<p><img title="Vakvak agaci" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Vakva-agaci-808x1024.jpg" alt="Vakvak agaci" width="376" height="476" />İstanbul’un meşhur  ağaçlarından birisi de Sultanahmed meydanında ki büyük çınardı. Kanlı  çınar da denilen bu uğursuz ağaç pek çok dehşetli hadiseye şahit  olmuştur. Bunların en ibretli ve vahametlilerinden birisi Sultan İbrahim  devrinde yaşanandır.</p>
<p>1648’de Sultan İbrahimi tahtan indirmek  üzere ayaklanan serkeş Yeniçeri güruhu önce Sadrazam Ahmed Paşa’nın  konağını bastı. Paşa’yı buradan alarak ihtilale destek veren Vezir Sofu  Mehmed Paşa’nın konağına götürdüler. Sadrazam ne kadar istiğfar ettiyse  de yakasını kurtaramadı. Konağın merdivenlerinden inerken bir koluna  cellat Kara Ali diğerine Börekçi Mustafa girince vaziyeti anladı. İki  cellat sadrazamı konağın mahzenine indirerek bir yumruk da yere yıktılar  ve kemendi boynuna atarak iki taraftan asıldılar.  Az sonra padişahtan  sonra imparatorluk da ki en güçlü fanî ruhunu teslim etmişti.</p>
<div id="attachment_2621"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/vakvak-.sultan-osman.JPG"><img title="vakvak .sultan osman" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/vakvak-.sultan-osman-1024x802.jpg" alt="vakvak .sultan osman" width="391" height="309" /></a>Tasvir: Sultan Osman&#8217;ın katli, (Aynı zihniyet  bir kaç on yıl önce de sultan Osmanı katletmişti)</p>
</div>
<p>Ahmed Paşanın cesedi bir beygire  yüklenip Atmeydanına (Sultanahmed) getirilerek meşur çınarın altına  bırakıldı. Ertesi gün Yeniçeri kılığındaki bir serkeş “insan yağı mafsal  ağrılarına iyi gelür” diyerek çınarın altındaki ölü sadrazamın cesedini  parça parça edip zorla beşer onar akçeye halka satmağa başladı. Ancak  akşama doğru cesedin kalan parçaları gömülebildi.</p>
<p>Ahmed Paşa bundan sonra hezarpare (bin  parça) diye yâd edilir olmuştur.</p>
<p>1655 sensinde ulufelerinin mağşuş akçe (  Kalp para) ile ödenmesi ve Girid seferinden dönen bir kısım  yeniçerilerin paralarını alamamaları İstanbul da yeni bir isyanı  patlattı.</p>
<p>Asker ve gayrimemnun halktan bir kısım  sarayın önünde toplanarak naralar attılar. Padişaha kendilerine  teslimini istedikleri zevatın isimlerini yazdıkları defteri gönderdiler.  İhtilal’ın büyük vahametiyle geldiğini gören padişah IV. Mehmed  defterde yazılı memurları asilere teslime mecbur kaldı.  Asiler, teslim  aldıkları kişileri hemen orada parça parça ettiler. Cesetlerini  Atmeydanına götürerek meşhur çınarın dallarına astılar. Cesetlerin asılı  başları günlerce bu ağacın dallarında sallandı.  Halk bu feci  manzaradan dehşete düştü.</p>
<p>İstanbullular bu ağaçta şahit oldukları  kanlı manzaralar dolayısıyla ağaca kanlı çınar dediler. Zamanla eski  doğu mitolojisinde geçen <strong>vakvak </strong>ağacı ile  özdeşleştirdiler. Mitoloji de ki ağacın meyveleri insan kafasıydı ve  güneşte sallandıkça olgunlaşırdı. Mitolojik bu cehennem bitkisine atfen  kanlı çınara da şecere-i vakvak denildi.  ( 1648’de ki olaya Vaka-i  vakvakiye denilmesi bundan hareketledir.)</p>
<div id="attachment_2584"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/vakvak-agaci2.jpg"><img title="vakvak agaci2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/vakvak-agaci2-703x1024.jpg" alt="vakvak agaci2" width="260" height="296" /></a>Tasvir: Meyveleri İnsan olan mitolojik vakvak  ağacı</p>
</div>
<p>Bütün bu yaşananlar mucibince,  İstanbullu bir şair ağaçta ki hadisatı şöyle nazmetmekteydi;</p>
<p>Gûşu merihe erüp tantana-i cah ü celâl</p>
<p>Lerzenâk etti bu kavga güh u âfâkı</p>
<p>Oldu mahmur nice mest-i müdâm-ı devlet</p>
<p>Câm-ı ikbale ne tarh etti bilinmez Sâkî</p>
<p>Bağban-ı felek gine güzârı seyret</p>
<p>At Meydanına dikti secere-i vakvakı.</p>
<p><strong>Günümüz Türkçesiyle açıklaması;</strong></p>
<p>İtibar ve makam sahiplerinin tantanası  merihe erişti</p>
<p>Bu kavganın pisliği semayı titretti</p>
<p>devlet ayyaşlarının çoğu mahmur , (sersem )  oldu (iflas olmaz derecede)</p>
<p>Saki kim bilir yücelik kadehini ne kadar  çok paylaştırdı, bilinmez</p>
<p>Ey semanın bağcısı yine  seyret bu  gezintiyi</p>
<p>O bağcı ki atmeydanına vakvak ağacını dikti  (adalet yerini bulsun diye)</p>
<div id="attachment_2627"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Vakva-agaci5.jpg"><img title="Vakva agaci5" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Vakva-agaci5.jpg" alt="Vakva agaci5" width="197" height="288" /></a>Minyatür : Mitolojik  vakvak ağacı</p>
</div>
<p>Kanlı çınar yahut uğursuz ağaç diye  terennüm edilen şecere-i vakvak ağacının macerası bununla da bitmedi.   1826 yılında son yeniçeri ihtilali kopunca ordunun bu ayaklanması sivil  bir karşı hareketle bastırıldı. Ocak dışı hiçbir faninin destursuz  girmesi kabil olmayan kışlaları basıldı, yakıldı, ocak dağıtıldı. Akşama  doğru şurya buraya sinen ve çoğunlukla Sultan Ahmed Camii mahzenindeki  taş odalara gizlenen âsi yeniçerilerin çoğu yakalanarak boğuldu,  parçalandı yahut bezgin halkın hücumlar altında ezilerek katledildi.   Halkın yeniçeri nefretinden diriler olduğu kadar ölüleri de nasiplendi.  İstanbul’da ki kahir ekseri yeniçeri mezarı bozuldu, taşları kırıldı  yeri kaybedildi.</p>
<p>Katledilen cesetleri leş kavilinden  sürüklenerek meşhur şecere-i vakvak ağacının altına yığıldı, bazıları  ağacın dallarına asılarak günlerce sarkıtıldı. Bu hadise bile halkın ne  derece kine müptela olduğunu açıkla izhar ediyordu.</p>
<p>Bütün bunlar vuku bulurken 1656’da ki  şecere-i vakvak olayına şiir söyleyen şairi hatırlayan Keçecizade İzzet  Molla ona nazire olarak asırlar sonrasından şu satırları terennüm  ediyordu;</p>
<div id="attachment_2615"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/vakvakagaci3.jpg"><img title="vakvakagaci3" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/vakvakagaci3.jpg" alt="vakvakagaci3" width="232" height="354" /></a>Atmeydanında ki meşhur Şecere-i vakvak ağacı</p>
</div>
<p>-</p>
<p>Bir zaman ehli fitne camii Hanı Ahmedde</p>
<p>Bigünah asmış iken kullarını Hallâkim</p>
<p>Şimdi erbabı Şekanın dökülüp kelleleri</p>
<p>Meyve vaktine yetiştik, secerei vakvakın.</p>
<p><strong>Günümüz Türkçesi ile ;</strong></p>
<p>Bir zamanlar bozguncular camii sultan  Ahmedde</p>
<p>Masum kullarını asmış iken Allahın</p>
<p>Şimdi alçakların dökülüp kelleleri</p>
<p>Meyve vaktine yetiştik şecere-i vakvakın</p>
<p>Kanlı çınar denilen bu uğursuz ağaç  Ayasofya ile Sultan Ahmed Camii arasındaki sahadaydı. Etrafında taşla  örülmüş genişçe bir set bulunuyordu.  Ayasofya’ya doğru bakan kalın bir  dalı düz şekilde uzanıyordu.</p>
<p>Ağaç daha uzun yıllar yaşayıp Cumhuriyet  zamanına değin erişti. Bu güne ise intikal etmeyen ağacın yeri park  sahası içinde kalmıştır. Bu ağaç bir Topkapı Sarayı’nın 1. Avlusunda  bulunan diğer meşhur çınar, Yeniçeriler Çınarı ile karıştırılıyor yahut  özdeşleştiriliyorsa da ikisi farklı ağaçlardır.</p>
<p>Bibliyografya<br />
H. E. Cengiz, <em>“Vakvâk Ağacı”, Tarih ve Toplum, </em>19, 165-167  (1993).<br />
Gabriel Ferrand, “Vakvâk”,  MEB İslam Ansk.,  C13, s172-173, Esk.2001</p>
</div>
<p>Devamı için tıklayın:  <a href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/istanbulun-ugursuz-agaci-kanli-cinar/#ixzz0j9x7PEW3">http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/istanbulun-ugursuz-agaci-kanli-cinar/#ixzz0j9x7PEW3</a><br />
<a href="http://tarihvemedeniyet.org">Tarih</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarih123.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarih123.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarih123.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarih123.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarih123.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarih123.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarih123.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarih123.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarih123.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarih123.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarih123.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarih123.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarih123.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarih123.wordpress.com/5/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=5&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/25/istanbul%e2%80%99un-ugursuz-agaci-kanli-cinar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/04723e6e049dcda621ae19da8f134bee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">osmanlitarihi1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Vakva-agaci-808x1024.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Vakvak agaci</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/vakvak-.sultan-osman-1024x802.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">vakvak .sultan osman</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/vakvak-agaci2-703x1024.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">vakvak agaci2</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Vakva-agaci5.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Vakva agaci5</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/vakvakagaci3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">vakvakagaci3</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Devletinde Ekonomik Hayat</title>
		<link>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/25/osmanli-devletinde-ekonomik-hayat/</link>
		<comments>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/25/osmanli-devletinde-ekonomik-hayat/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 04:13:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>osmanlitarihi1</dc:creator>
				<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarih123.wordpress.com/?p=3</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı paraları ve uluslararası değeri Osmanlı Türkiyesi’nde, İstanbul’un fethinden sonraki 16. asır boyunca hafif, fakat âdeta muntazam bir enflasyon görülür. Kâğıt para (banknot) ve döviz meseleleri meçhul olduğu için, Osmanlı para birimi akça’daki gümüş miktarının azalmasına enflasyon diyoruz. Büyük enflasyon 1593′te oldu ve 1 akçadaki gümüş miktarı yarı yarıya indirildi. Ama maaşlar, aynı akça sayısıyla [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=3&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_2201"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.kur-paritesi.jpg" target="_blank"><img title="Enflasyon.kur paritesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.kur-paritesi-300x195.jpg" alt="Enflasyon.kur paritesi" width="346" height="222" /></a>Osmanlı paraları ve uluslararası değeri</p>
</div>
<p>Osmanlı Türkiyesi’nde, İstanbul’un  fethinden sonraki 16. asır boyunca hafif, fakat âdeta muntazam bir  enflasyon görülür. Kâğıt para (banknot) ve döviz meseleleri meçhul  olduğu için, Osmanlı para birimi akça’daki gümüş miktarının azalmasına  enflasyon diyoruz. Büyük enflasyon 1593′te oldu ve 1 akçadaki gümüş  miktarı yarı yarıya indirildi. Ama maaşlar, aynı akça sayısıyla ödendi.  Gerçekte devletten maaş alanlar, eskisine oranla gelirlerinin yarısını  kaybetmiş oldular.</p>
<p>1593, Osmanlı Cihan Devleti’nin doruğa  tırmanışının sona erdiği, doruktan inmeye başladığı yıldır.</p>
<div id="attachment_2202"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.-kaime.arkayuz.jpg" target="_blank"><img title="Enflasyon. kaime.arkayuz" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.-kaime.arkayuz-214x300.jpg" alt="Enflasyon. kaime.arkayuz" width="178" height="239" /></a><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.-kaime.onyuz1.jpg" target="_blank"><img title="Enflasyon. kaime.onyuz" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.-kaime.onyuz1-213x300.jpg" alt="Enflasyon. kaime.onyuz" width="178" height="235" /></a>Türkiye &#8220;kaime-i mutebere&#8221; adı verilen kağıt  para ile ilk defa bir buçuk asır önce tanıştı. Yukarıda 20 kuruşluk  kaimenin ön ve arka yüzü</p>
</div>
<p>Bu enflasyonun sebepleri çeşitlidir.  Devletten maaş alanların, üretim yapmaksızın sadece vakıf geliriyle  geçinenlerin sayısı çok şişmiştir. Devlet gelirleri, olur olmaz kişilere  fazlasıyla dağıtılmıştır. 1593′e doğru Fas Sultanlığı ve Polonya  Krallığı’na kadar birçok ülkeyi himayesine alan imparatorlukta, artık  büyük fetihler ve zaferler dönemi kapanmıştır.  Ganimet geliri çok  azalmıştır.  Refah yaygınlaşmış, kolayca lüks yaşama alışkanlığına  dönüşmüştür.  Olur olmaz kişiler, Kâtib Çelebî’nin tabiriyle  “pâdişâhâne” giyinmeye, ziyafetlere, harcamalara alışmışlardır.  Asayiş  durumu eski mükemmelliğini yitirmiş, bundan etkilenen üretim düşmüş,  ticaret zedelenmiştir. Nüfus artmıştır. Köylerden şehirlere akış olmuş,  şehre gelen köylü, uyum sağlamak hevesiyle, pahalı alışkanlıklar  edinmiştir.</p>
<p>Şeyhülislâm Hoca Sâdeddin Efendi, Hâce-i  Sultanî Ömer Efendi, Sultan II. Osman, Koçi Bey, Kâtib Çelebi, Sultan  IV. Murad, Köprülü Mehmed Paşa gibi reformistler zuhur etmiştir. Bunlar  devleti, kendi içinde düzenlemeye çalışmışlardır. Hedefleri, az mübalağa  ile söyleyeyim ülküleri, devlete Cihan Hakanı Kanûnî Sultan Süleyman  dönemindeki (1520-1566) dirlik ve düzenliğini kazandırmaktır.  Diyebilirim ki, Sadrıâzam Dâmâd Nevşehirli İbrahim Paşa’nın iktidara  gelmesine kadar (1718), dış faktörler kâle alınmamıştır.</p>
<p>Hâlbuki dış faktörler de geçerliydi.  Osmanlı’nın egemen olduğu Akdeniz, dünya ticaretindeki kapital  ağırlığını, okyanuslara bırakmıştı.  Amerika madenlerinden Avrupa’ya  gümüş akıyordu.  Avrupa, Osmanlı’nın birçok teknolojik üstünlüğüne  erişmişti.  Artık, hemen hemen Osmanlı derecesinde top dökebiliyor, kale  yapabiliyor, tabya yapabiliyor, kumaş dokuyabiliyordu.  Ham madde  bakımından Avrupa’nın Osmanlı’ya bağımlılığı ise devam ediyordu.</p>
<p><strong>Memur maaşları </strong></p>
<p>1593 yılından günümüze kadar, Türkiye’de  memur maaşları sürekli indi, azaldı, küçüldü, ufalandı, nihayet devlet  haysiyetiyle bağdaşmaz derekeye düştü.  Zira tıpkı vaktiyle olduğu gibi,  bugün de memur sayısı çok arttı. İstihdam politikası vasıtası hâline  geldi, rasyonelliğini kaybetti. Tabiatıyla, tıpkı eskiden olduğu üzere,  memur kalitesi de düştü. Hem yüksek bürokraside, hem yeni girişlerde…</p>
<p>Buna rağmen imparatorluk, denebilir ki  yıkılışına kadar, memuruna, devletin prestijini koruyacak derecede maaş  vermeye gayret etti. En gelişmiş ve zengin devletlerle Osmanlı’daki maaş  farkları büyük değildi. 1900 yılında en büyük devlet olan İngiltere’de,  korgeneral maaşı 165 altın, Osmanlı’da 100 altın idi. Albay,  İngiltere’de 27- 32, Osmanlı’da 25 altın alıyordu.</p>
<div id="attachment_2221"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.istanbulda-tuketici-fiyatlari.jpg" target="_blank"><img title="Enflasyon.istanbulda tuketici fiyatlari" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.istanbulda-tuketici-fiyatlari-300x225.jpg" alt="Enflasyon.istanbulda tuketici fiyatlari" width="254" height="191" /></a>İstanbul&#8217;da tüketici fiyatları 1649-1914    (1)</p>
</div>
<p>Ancak küçük rütbelerde Osmanlı, artık  Batı ile dengeyi tutturamıyordu. Önyüzbaşı Osmanlı’da 12, İngiltere’de  20-25,5 yüzbaşı Osmanlı’da 5, İngiltere’de 17- 19,5, üsteğmen Osmanlı’da  2,5, İngiltere’de 9,5-11, teğmen Osmanlı’da 2, İngiltere’de 7,5-9,5  altın maaşlı idi.</p>
<p>Osmanlı’da sivil bürokrasi de,  üniformalı bürokrasi gibi rütbe taşıdığı için, mülkiye ve ilmiye  sınıflarındaki eşit rütbe sahibi görevliler, aynı durumda idiler.</p>
<p>Sadırâzam (imparatorluk başbakanı)  maaşı, Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde, daha önceleri de olduğu  gibi, değişiktir. Her sadrıâzam atanmasında, maaşı da belirtilirdi. Bu  son dönemde en düşük sadrıâzam maaşının 250 altın,  en yüksek maaşın ise  2.500 altın olduğu görülür. O dönemin 1 altını, bugünün 1 altını  değildir. Hayat ve bütün zarurî maddeler, kira ve mülk fiyatları çok  düşüktür. 1 altının son Osmanlı dönemindeki satınalma değeri hakkında  bir fikir edinmek için, yaklaşık 7 gram altın olan 1 altın liranın  bugünkü değerini 2,5 ile çarpmak tavsiye edilebilir.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu, dost devletlere  sürekli para, mal, silâh yardımı yapmıştır. 1854′e kadar tek kuruş dış  borçlanmaya girmemişken, bu tarihten itibaren Avrupa devletlerine  borçlanmaya başlamıştır. Dış borç ve faizlerinin, buna ilâveten savaş  tazminatlarının ödenmesi, son yarım asrında Osmanlı maliyesini  bunaltmıştır.</p>
<div id="attachment_2207"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.ottoman.coin.bozukpara3.jpg" target="_blank"><img title="Enflasyon.ottoman.coin.bozukpara3" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.ottoman.coin.bozukpara3-300x151.jpg" alt="Enflasyon.ottoman.coin.bozukpara3" width="394" height="189" /></a>SAĞ: Sultanü&#8217;l berreyn ve hakanü&#8217;l bahreyn  (karaların sultanı denizlerin hakanı) essultan ibnü&#8217;s sultan  SOL:  fi  duribe i kostantiniyye</p>
</div>
<p>Bütün bu faktörlere rağmen Osmanlı, 1912  Balkan felâketine kadar, ucuzluk, bir ölçüde refah içinde yaşadı.  1843′te imparatorluğun en pahalı şehri olan İstanbul’da, bir kişi, 10  para ile günde 3 öğün yemek yiyebilmektedir (Gerard de Nerval, s. 60,  66). 10 para, 1 altının 400′de biridir.  Birkaç altına gene İstanbul’da,  hiç de kötü bir semtte olmamak üzere, müstakil ev satın  alınabilmektedir.</p>
<p>1908′de Temmuz ayında başlayan  enflasyon, 1912 Ekimi’ne kadar hafif bir seyir takip etti. Ekim  1912-Mayıs 1913 yükselişi büyük oldu ve halkın canı yandı.  Mayıs  1913-Temmuz 1914′te tekrar hafifledi. Temmuz-Kasım 1914 arasındaki 3,5  ay içinde yüzde 50 oldu ki, yıllık hesaplanırsa korkunçluk derecesi  anlaşılır. Artık Osmanlı, dönüşü olmayan bir yola girmişti.   Yöneticilerinin kısır görüşlülüğü yüzünden Birinci Cihan Savaşı’na  (1914-18) bulaşmıştı. Halkta, yönetime güven kalmadı. Altını olan,  yatağının altına attı. İhtikâr ve bir kısmı adetâ devletin himayesinde  olmak üzere korkunç yolsuzluklar oldu.</p>
<div id="attachment_2210"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/akcenin-g%C3%BCn%C3%BCs-icerigi.jpg" target="_blank"><img title="akcenin  günüs icerigi " src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/akcenin-g%C3%BCn%C3%BCs-icerigi-300x225.jpg" alt="akcenin günüs icerigi" width="255" height="199" /></a>Akçedeki gümüş miktarı  1469 &#8211; 1914      (1)</p>
</div>
<p>1913′te şekerin kilosu 20 paraya (1  altının 200′de 1′i) çıktığı zaman, halk feryadı bastı. 1916 Ağustos’unda  francalanın kilosu 16 kuruşa fırladığı zaman ise, artık ses seda  çıkmadı.  Zira 16 kuruş verecek o kadar az insan vardı ki…    Pahalılık,  sosyal âfetleri başlattı. İstanbul orta sınıfında ahlâkî çöküntü  başladığı işitildi. O orta sınıf ki, dürüstlük bakımından, yüksek  sınıftan çok daha titizdi. Anlı şanlı vezir ve kazasker ailelerinin  kızlarının, nereden çıktığı belirsiz, dedesinin adını bilmeyen savaş  zenginleri ile evlendikleri görüldü. Verem ve dizanteri dehşet saçmaya  başladı…</p>
<p>1911-1922 sürekli savaşlar döneminde,  hangi devletlerle savaştığımızın listesi bile bugünkü nesil için  şaşırtıcıdır: İtalya, Karadağ, Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan,   İngiltere, Fransa, Romanya, Rusya, Ermenistan, Avustralya, Yeni  Zelanda, Kanada, Güney Afrika… Listenin eksikliği için sevgili  okuyucularımdan özür diliyorum.</p>
<p><strong>Harp yılları</strong></p>
<p>Cihan savaşından Türkiye ordusu,  maliyesi, insanı, köyü ve şehri iflâs etmiş durumda çıktı (1918).</p>
<p>İmparatorluğun nüfusu 1915′te 29 milyon  kadardı. Bu yılın savaş harcamaları 83 milyon lira idi. Henüz 1 TL, 1  altın veya ona yakın değerde idi. Ancak altın para giderek tedavülden  uzaklaştı. Hükümet de topladı, halk da sakladı. Banknot emisyonu  arttırıldı ve kâğıt lira ile altın liranın değerinin arası gittikçe  açıldı.</p>
<div id="attachment_2212"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.Osmanli-subayi.jpg" target="_blank"><img title="Enflasyon.Osmanli subayi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.Osmanli-subayi-239x300.jpg" alt="Enflasyon.Osmanli subayi" width="239" height="300" /></a>Osmanlı Subayı</p>
</div>
<p>1917 Ağustosu’nda imparatorlukta banknot  emisyonu 80 milyon lirayı buldu. Buna karşılık, sadece 3 yıl içinde 40  milyon altın piyasadan çekilip gizlendi. Böylesine bir malî denge içinde  savaş bütçesinin 83 milyon altın olarak tesbiti, rikkat ve heyecan  verir. Yabancı altınlar gibi yabancı banknotlar da geçerli idi. Fakat  Alman markı biriktirenleri 1918 sonunda yıkım bekleyecektir. Zira savaş  sonunda markın değeri kalmamıştır.</p>
<p>Yolsuzluk ve rüşvet yaygın hâle geldi.  Sefalet başladı. Francaladan başka ekmek yemeyen nazlı İstanbul halkına,  kişi başına 150 gram süpürge tohumu karıştırılmış kara ekmek  veriliyordu. Tarihte ilk ve son defa, İstanbul halkında açlıktan ölüm  başladı. Yolda açlıktan düşüp ölenleri, belediye çöpçüleri  topluyorlardı.</p>
<p>1917 içinde kâğıt para, tedavül eden  altını geçti. 1.000 liralık kupürler de vardı. Savaştan sonra altınla  alış veriş tarihe karıştı. Ancak gümüş sikkeler Cumhuriyet döneminde de  uzun müddet kullanıldı. 1930′larda çok güzel basılmış Osmanlı gümüş  mecîdiyeleri (20 kuruş, altının beşte biri), yarım ve çeyrek mecidiyeler  (10 kuruş ve 5 kuruş) hâlâ geçerli idi.</p>
<p><strong>Para değerleri</strong></p>
<div id="attachment_2218"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.suleym-sikke.jpg" target="_blank"><img title="Enflasyon.suleym sikke" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.suleym-sikke-290x300.jpg" alt="Enflasyon.suleym sikke" width="176" height="171" /></a>Kanuni Süleyman devrinken kalma, enfasyon  sebebiyle kenarı kırpılmış sikke</p>
</div>
<p>Birinci Cihan Savaşı patlamadan birkaç  ay önce, 1914 yazında 1 TL=3,70 dolar=18,45 mark=17 İsviçre Frangı idi.  1917′de savaş içinde bile 1 Türk Lirası banknot alabilmek için 4  Amerikan dolarına yakın ödemek gerekiyordu. Ve bu parite, 1908 öncesi  Osmanlı Lirasının değerine nisbetle, Türk parası aleyhine yıkım  sayılıyordu (Mandelstem, Le Sort de l’Empire Ottoman, Paris 1917, s.  157-8).</p>
<p>11 Haziran 1916 tarihli Paris’in Temps  gazetesi, Fransa’nın savaş hâlinde bulunduğu Osmanlı devleti aleyhine şu  haberi yayınladı: “<strong>Türkiye’nin Haleb, Şam, Beyrut eyaletleri  ile Lübnan ve Kudüs sancaklarında (il) 1 İngiliz lirası (sterlin)=137  Türk kuruşuna fırladı. Osmanlı hükümeti, 1 sterlin=l TL paritesinde  direniyor. Fakat 37 kuruşluk karaborsa farkını ortadan kaldırmaktan  âcizdir. Osmanlı ekonomisinin mahva doğru gittiği bu şekilde açığa  çıkmaktadır.</strong>“</p>
<p>1908′den önce nazarî olarak 1 Osmanlı  altın= 1 Osmanlı banknotu idi ve her ikisine de lira (altın lira, kâğıt  lira) deniyordu. Gerçekte 1 altın alabilmek için 1 banknotun üzerine  birkaç kuruş sarrafiye ödemek gerekiyordu. Savaş (1914-18) içinde 1  altın alabilmek için İstanbul’da 3, Anadolu’da 4, imparatorluğun Arap  vilâyetlerinde 5 Türk banknotu ödemek icab ediyordu.</p>
<p>Cumhuriyetin ilânında (1923) 1 altın= 7   TL şeklinde idi. Ve TL hâlâ dolardan değerli idi: 1 TL=0,80 dolar.</p>
<div id="attachment_2213"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.kaimei-mutevere.jpg" target="_blank"><img title="Enflasyon.kaimei mutebere" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.kaimei-mutevere.jpg" alt="Enflasyon.kaimei mutebere" width="405" height="188" /></a>Kaime &#8211; Kağıt Para. Üzerinede &#8220;Devlet-i Âliyye-i  Osmaniye&#8221; , &#8221; Bedeli Dersâdette Altun Olarak Tesviye Olunacakdır&#8221;  yazıyor</p>
</div>
<p>Altın paritesinin ilk cihan savaşı ile  sona erdiğini bütün diğer belli başlı dövizlerin pariteleri arasındaki  farkın gittikçe açılması, bambaşka bir bahistir. Ekonomik çöküntünün  diğer bir sebebi, halkın varlığına devletçe el konulmasıdır. Bunu önce  1914′te Enver Paşa yaptı. Seferberlikte, tüccarın mağazalarına,  dükkânlarına girildi. <strong>Ordunun hiçbir işine yaramayacağı aşikâr  bulunan</strong> <strong>havyar ve bebek patiğine </strong>kadar her  şeye el kondu. Sonra 1921′de Yunan, Sakarya’yı geçtiği zaman, Türkiye  Büyük Millet Meclisi, mecburen aynı yönde karar aldı.</p>
<p><strong>Yokluklar </strong></p>
<div id="attachment_2216"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/enflasyom.istanbul-menba-sulari-ananim-sirket-i-osmaniyesi.jpg" target="_blank"><img title="enflasyom.istanbul menba sulari ananim şirket-i osmaniyesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/enflasyom.istanbul-menba-sulari-ananim-sirket-i-osmaniyesi-300x232.jpg" alt="enflasyom.istanbul menba sulari ananim şirket-i osmaniyesi" width="214" height="202" /></a>Hisse Senedi  &#8220;İstanbul menba suları ananim şirketi hayriyesi&#8221;</p>
</div>
<p>1914 yazında İstanbul halkı,  pahalılıktan çok şikâyetçi idi. Hâlbuki daha büyük felâket patlamamış,  Harb-i Umûmî başlamamıştı. Gazeteler, dergiler, artık hâkan-ı sabık  (eski imparator) dedikleri Sultan Abdülhamid’i yermekten usanmışlar,  onun devrindeki ucuzluğu, rahatlığı, bolluğu, barışı göklere çıkaran  yazılar yayınlıyorlardı. Gerçekten 1908 Türkiyesi, ucuzluk cenneti idi.  İhtikâr, karaborsa bilinmiyordu. Sadece ezelî derd olan rüşvet vardı.</p>
<p>1914 yazında şekerin kilosu 20 paraya  (yarım kuruş) fırladığı zaman, halk, Sultan Hamid devrinin fiyatlarıyla  mukayese ederek şikâyet etti. Ama şeker 1916 Ağustos’unda 60 ve 1917  Temmuz’unda 120 kuruşa (1,2 altın) fırladı. Bir bidon gaz (16 kg) 50  kuruş (yarım altın) oldu. Dolayısıyla İstanbul bile karanlıklara  gömüldü. Zira elektrik ancak zengin evlerinde, Beyoğlu, Şişli gibi  semtlerde vardı ve havagazı ile aydınlanma da bütün şehre yayılmamıştı.  Tekrar mum devrine dönen İstanbul, zamanla mum da bulamadı. Çıra, onu  bulamayınca ağaç yakarak aydınlanmaya başladı. <strong>Vaktiyle  Pâytaht-ı Cihan denen belde, mağara devri şartlarına dönmüştü.</strong></p>
<p>Zira petrolün bidonu 1917′de 250 kuruş  (2,5 altın) oldu. Bütün siyasî partilerimizin atası olan iktidardaki  İttihâd ve Terakkî’nin organı gazete şöyle yazıyordu:  ”<strong>Gecelerinizin  karanlık geçtiğine üzülmeyiniz. Yakında zaferin ışıklarıyla bütün  Osmanlı dünyası aydınlanacaktır</strong>!”.</p>
<div id="attachment_2222"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/enflasyon.-Osmanli-Itibar-i-Milli-Baski-Hisse-Senedi.jpg" target="_blank"><img title="enflasyon. Osmanli Itibar-i Milli Baski Hisse Senedi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/enflasyon.-Osmanli-Itibar-i-Milli-Baski-Hisse-Senedi-199x300.jpg" alt="enflasyon. Osmanli Itibar-i Milli Baski Hisse Senedi" width="188" height="223" /></a>Hisse Senedi &#8220;Osmanlı  itibar-ı milli bankası&#8221;, &#8220;Osmanlı anonim şirketi&#8221;</p>
</div>
<p>1916 Kasım’ında İstanbul kasapları  dükkânlarını kapattılar. Zira satacak et yoktu. İstanbul’a hayvan  gelmiyordu. O zamana kadar Osmanlı toplumunda asla görülmemiş bir  problem oluştu: aile fertlerinin ölmesiyle kimsesiz kalan ve akrabaları  olsa da onlar tarafından ekonomik şartlar dolayısıyla kabul edilmeyen, <strong>terkedilmiş  çocuklar</strong>…  Bu problem, Türk toplumunda, Avrupa’dan asırlarca  sonra başlamış oldu. 1917 yılının ilk yarısında, yalnız İstanbul’da  böyle 20 bin çocuk bulunup hükûmetin koruması altına alındı. Komşuları  tarafından kabul edilmeyen çocuklar… Osmanlı toplumunda böyle bir  yüzkarası kesin şekilde görülmemişti. Dehşetli bir sosyal kopukluk oldu.  Her fert kendini kurtarmaya çalışıyordu. Kimse başkasının derdiyle  ilgilenmiyordu.</p>
<p>24.3.1917 kararnamesiyle, İstanbul’da  halka kişi başına karne ile kilosu 20 kuruştan ayda 150 gram şeker ve  kilosu 10 kuruştan 300 gram kuru fasulye veriliyordu.  Osmanlı ticareti,  tarımı, madenleri, sanayi-i mahvoldu. Ama hepsinden vahîmi, o kadar yüz  senelik devlete mutlak güven, temelinden sarsıldı…</p>
<p>Yılmaz Öztuna, <em>Osmanlı Türkiyesi’nde  Enflasyon,</em> Tarih ve Medeniyet, Temmuz 1994</p>
<p>(1) <strong>Şevket Pamuk</strong><em>, </em>“İstanbul’da  Enflasyon”, <em>Bilim ve Teknik Dergisi</em>, sayı 393 (Ağustos 2000),  s. 74-78.</p>
<p>Yazının orjinal PDF formatını indirmek  için <a title=" downloaded 122  times" href="http://tarihvemedeniyet.org/ekutuphane83">Osmanli Turkiyesinde Enflasyon (122)</a></p>
<div id="TixyyLink">Devamı için tıklayın:  <a href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/osmanli-turkiyesinde-enflasyon/#ixzz0j9x5NUnW">http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/osmanli-turkiyesinde-enflasyon/#ixzz0j9x5NUnW</a><br />
<a href="http://tarihvemedeniyet.org">Tarih</a></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarih123.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarih123.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarih123.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarih123.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tarih123.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tarih123.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tarih123.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tarih123.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarih123.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarih123.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarih123.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarih123.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarih123.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarih123.wordpress.com/3/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarih123.wordpress.com&amp;blog=12794979&amp;post=3&amp;subd=tarih123&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarih123.wordpress.com/2010/03/25/osmanli-devletinde-ekonomik-hayat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/04723e6e049dcda621ae19da8f134bee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">osmanlitarihi1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.kur-paritesi-300x195.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Enflasyon.kur paritesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.-kaime.arkayuz-214x300.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Enflasyon. kaime.arkayuz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.-kaime.onyuz1-213x300.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Enflasyon. kaime.onyuz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.istanbulda-tuketici-fiyatlari-300x225.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Enflasyon.istanbulda tuketici fiyatlari</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.ottoman.coin.bozukpara3-300x151.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Enflasyon.ottoman.coin.bozukpara3</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/akcenin-g%C3%BCn%C3%BCs-icerigi-300x225.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">akcenin  günüs icerigi </media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.Osmanli-subayi-239x300.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Enflasyon.Osmanli subayi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.suleym-sikke-290x300.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Enflasyon.suleym sikke</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Enflasyon.kaimei-mutevere.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Enflasyon.kaimei mutebere</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/enflasyom.istanbul-menba-sulari-ananim-sirket-i-osmaniyesi-300x232.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">enflasyom.istanbul menba sulari ananim şirket-i osmaniyesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/enflasyon.-Osmanli-Itibar-i-Milli-Baski-Hisse-Senedi-199x300.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">enflasyon. Osmanli Itibar-i Milli Baski Hisse Senedi</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
